OBEZİTE ÖNLENEBİLİR BİR HASTALIKTIR !

OBEZİTE ÖNLENEBİLİR BİR HASTALIKTIR !
119 Görüntülenme

Obezite, vücutta aşırı yağ birikimine bağlı olarak gelişen kompleks bir hastalıktır. Obezite sadece bir estetik problem olarak görülmenin çok ötesinde, başta kalp krizi olmak üzere kalp-damar hastalıkları, diyabet (şeker) hastalığı, başta osteoartrit olmak üzere kas-iskelet sistemi hastalıkları; göğüs, rahim, yumurtalık, prostat, karaciğer, kolon, safra kesesi ve böbrek kanseri gibi bazı kanser türleri için başlıca risk faktörüdür.

 

OBEZİTE NASIL ÖLÇÜLÜR?

Yetişkinlerde:

 

  • Bunu saptamak için basit bir matematik işlem yapmak yeterlidir.

Beden kitle indeksi: Kilonuzu, iki kere boyunuzun metre cinsinden ölçüsüne böldüğünüzde çıkan değerdir.

Örneğin 80 kg vücut ağırlığı, 160 cm boy uzunluğu olan bir birey için yapılacak hesaplama:

80 kg / 1.6 m = 50 ve bunu tekrar 1.6’ya bölerek 50 / 1.6 m = 31.2 değeri elde edilir ve bu kişinin beden kitle indeksini gösterir.

Kişinin beden kitle indeksi 25-30 arasında ise fazla kilolu, 30’un üzerinde ise obez kabul edilir.

  • Vücut geliştiren/kas kütlesi yüksek olan bireylerde bu hesap yanıltıcı olabilir. Bu nedenle beden kitle indeksine ilaveten tek başına bel çevresi ölçümü, Bel/Kalça oranı ve mümkünse kişinin vücut yağ oranını değerlendirmek faydalı olur.

Bel/kalça oranı için mezura ile belinizin en ince olduğu yerden ve kalça yükseltinizin en yüksek olduğu yerden birer ölçüm alıp, bölme işlemi yapmalısınız.

Örneğin 86 cm bel ölçüsü ve 95 cm kalça ölçüsü olan birey için, 86/95 = 0.9 olarak sonuç çıkar.

Kadınlarda 0.85’ten, erkeklerde ise 1.0’den yüksek değerler android (elma) tipi obezite olarak değerlendirilir.

Tek başına bel ölçülerinde ise:

Kadınlarda 80 cm’in üzeri fazla kiloluluk, 88 cm’in üzeri obezite,

Erkeklerde 94 cm’in üzeri fazla kiloluluk, 102 cm’in üzeri obezite ölçüsü olarak değerlendirilir.

Vücut yağ oranı kadınlarda ortalama %32’nin üzeri, erkeklerde ise ortalama %25’in üzeri yüksek olarak değerlendirilir. Bu değerlendirme için profesyonel vücut kompozisyonu ölçen cihazlar kullanılabileceği gibi, internet üzerinden vücut yağ oranı hesaplama şeklinde aratarak çıkan programlarda boy-kilo-bel-boyun-kalça ölçümleriniz yardımıyla yaklaşık bir yağ oranı saptayabilirsiniz.

 

Çocukluk ve ergenlik çağında (0-18 yaş):

 

İnternet üzerinden Türk çocukları için persentil tablosu şeklinde aratarak, kız çocuk ve erkek çocuk için ayrı ayrı bulabileceğiniz persentil tablolarından, yaşına uygun olarak bakıldığında beden kitle indeksi 85-95 persentil arasında ise fazla kilolu, 95 persentil üzerinde ise obez olarak değerlendirilebilir.

OBEZİTENİN NEDENLERİ NELERDİR?

Aldığımız kalorinin, harcadığımız kaloriden fazla olması kilo almaya neden olur diye kabaca tabir etsek de bazen kilo almanın daha farklı ve karmaşık nedenleri de olabilmektedir.

Obeziteye neden olabilen temel sebepler şöyledir:

  • Aşırı ve/veya yanlış beslenme alışkanlıkları (Bu başlı başına çok geniş bir başlık halinde ele alınmalıdır)
  • Hareketsizlik (özellikle kentleşme, teknoloji, iş-okul hayatı gibi nedenlerle)
  • Yaş (Her 10 yılda bir metabolizma hızı yaklaşık %5 oranında düşer, kilo alma kolaylaşır)
  • Cinsiyet (Erkek metabolizması kadın metabolizmasına oranla daha hızlı çalışır)
  • Bireysel ve toplumsal eğitim düzeyi (Düşük eğitim düzeyi beslenme hatalarına sebep olabilir)
  • Sağlık, tarım, ulaşım, basın-yayın, gıda işleme, dağıtım, pazarlama ve eğitim gibi sektörlerdeki yanlış/yetersiz politikalar
  • Sosyo – kültürel etmenler (Bulunulan ortamlar, birlikte vakit geçirdiğimiz bireyler, kültürel alışkanlıklarımız kilo alma konusunda oldukça etkilidir)
  • Gelir durumu (Düşük gelir düzeyi, hem sağlıklı hem doyurucu yiyeceklere yeterli düzeyde ulaşmaya engel teşkil edebilir)
  • Hormonal ve metabolik etmenler (Yavaş çalışan troid bezi, bağırsak problemleri, vitamin-mineral eksiklikleri, kadınlarda adet döngüsü bozuklukları, menapoz gibi durumlar…)
  • Genetik etmenler (Kilo almaya yatkınlık yaratan genlere sahip olma)
  • Psikolojik problemler (Yeme davranışımız psikolojik durumumuzla sıkı sıkıya bağlantılıdır)
  • Sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama (Bunlar zamanla metabolizmayı yavaşlatır ve kilo vermeye dirençli hale getirir)
  • Sigara- alkol kullanma durumu (Sigara çabuk acıkmaya, mide asidinin artmasına, bağırsakta emilim bozukluklarına neden olabilmektedir, alkol ise çok yüksek kaloriye sahip olmakla birlikte başta karın çevresi yağlanmasına sebep olan kan şekeri dalgalanmaları yaratır.)
  • Kullanılan bazı ilaçlar (Bazı ilaçların iştah artırıcı ve yağlanmayı tetikleyici yan etkileri mevcuttur)
  • Doğum sayısı ve doğumlar arası süre (Doğum sayısı arttıkça, doğumlar arası süre kısaldıkça annenin kilo alması kolaylaşır ve sağlıklı kilosuna dönmesi zorlaşabilir, süresi uzayabilir)
  • Yaşamın ilk yıllarındaki beslenme şekli (anne sütü alımı ve bu sürenin yeterli oluşu obeziteyi engellemeye yardımcıdır, ek gıdalara erken geçiş, fazla besleme, gereksiz mama takviyesi obeziteyi tetikler)

OBEZİTEYİ NASIL ENGELLEYEBİLİR VE/VEYA TEDAVİ EDEBİLİRİZ ?


Obeziteyle mücadele konusunda bireysel düzeyde:

 

  • Davranış değişikliği temelli tıbbi beslenme tedavisi:

*Kişinin bireysel özellikleri ve sağlık durumu değerlendirilerek,

*Kişinin kilo almasına neden olan faktörler saptanıp buna yönelik,

*Uygulanabilir ve sürdürülebilir,

*Kişinin enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve sıvı ihtiyacını dikkate alarak hazırlanmış bir beslenme tarzı oluşturulmalıdır.

  • Egzersiz tedavisi:

*Daha az teknoloji, daha sık beden gücü kullanarak gündelik hareketliliğin artırılmasının yanı sıra,

*Kişinin yaşam alışkanlıklarına, sağlık durumuna, bedensel özelliklerine uyumlu; eğlenceli, uygulanabilir bir egzersiz programı oluşturulmalıdır.

*Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerildiği üzere çocuklar için günlük en az 60 dakika, yetişkinler için bir hafta içinde toplamda en az 150 dakikalık egzersiz planlanmalıdır.

 

  • Psikolojik destek:

*Beslenme davranışımız üzerinde çok yüksek etkiye sahip olması nedeniyle, gerekli durumlarda psikolog ve/veya psikiyatrist yardımı mutlaka alınmalıdır.

*Yanlış beslenme bilgisi, hareketsizlik ya da hormonal bozukluklar gibi sebeplerden ziyade yeme içme üzerinde kontrol kaybından kaynaklanan durumlarda veya kilo verme çalışmalarında yaşanan zorlu duygu durumlarıyla başa çıkmada psikolojik destek oldukça gerekli ve faydalı olacaktır.

 

  • İlaç/Cerrahi tedavi:

*Öncelikle büyük haber: SAĞLIKLI VE HIZLI KİLO VERDİREN BİR MUCİZE HENÜZ İCAT OLUNMADI. Bu tür iddialarla pazarlanan herhangi bir yiyecek, içecek, takviye, cihaz ve benzeri ile karşılaştığınızda KENDİNİZE SORACAĞINIZ

 

SORU var:

İlk soru: ‘’Sağlıklı yolla kilo verdiren böyle tek başına mucizevi bir şey keşfedilmiş olsaydı, şuan dünya üzerinde kilo problemi yaşayan insan kalır mıydı?’’

 

İkinci soru: ‘’ Kilo vermek adına her yol mübah mıdır? Sağlığımdan olduktan sonra kilo vermenin bir anlamı kalır mı?’’

 

Üçüncü soru: ‘’Bana kilo aldıran sebepleri ortadan kaldırmadan bu tür bir yöntemle ne kadar kalıcı bir başarı sağlayabilirim?’’

 

*Kilo almaya sebep bazı özel durumlarda (kan şekerini dengesi bozulduğunda, troid hormonu yetersizliğinde, adet düzensizliklerinde, kronik kabızlık durumlarında vs.), DOKTOR ÖNERİSİ VE KONTROLÜ İLE, BESLENME TEDAVİSİ VE FİZİKSEL HAREKETE EK OLARAK gerekli ilaç tedavisi uygulanabilir.

 

*Yine belli bir takım kriterleri sağlaması koşuluyla, gerekli durumlarda ve son çare olarak, DOKTOR ONAYI VE DİYETİSYEN DESTEĞİ İLE, güvenilir bir obezite cerrahisi yöntemine başvurulabilmektedir.

 

Obeziteyle mücadele konusunda ülke politikaları/sektörel düzeyde:

 

  • Bu mücadelede gerekli ve ilgili sağlık çalışanlarına görev ve yetki verilmesi, yaygın ve yeterli bir şekilde istihdam sağlanması gerekir.
  • Yetkin olmayan kişilerce toplumun yanlış bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi, zayıflatma ve sağlık kazandırma iddiasında bulunan her türlü yöntemin pazarlanması durumları, konuyla ilgili mercilerce sıkı denetlenmeli ve yaptırım uygulanmalıdır.
  • Gıda sektöründe yiyecek-içeceklerin şeker, yağ, tuz içeriği azaltılmalıdır.
  • Şeker, tuz, yağ bakımından zengin yiyecek-içeceklerin özellikle de çocuklara ve gençlere yönelik pazarlanması kısıtlanmalıdır.
  • Sağlıklı ve besleyici seçenekler tüm tüketiciler tarafından kullanılabilir ve karşılanabilir hale getirilmelidir.
  • Dışarıda, seyahat halinde, okulda, iş yerinde yeme-içme durumu olanlar için sağlıklı seçimlerin olması sağlanmalıdır.
  • Okul-iş yeri-hane çevresi gibi yerlerde hareket imkanı yaratılmalı ve tüm toplum için harekete teşvik uygulamaları yapılmalıdır.

 

Obeziteden kurtulmak ve korunmak için kendinize ve çevrenize destek olun, destek alın…

 

Sağlıkla kalın…

Dyt.Neslihan BÜÇGE