Lepra Hastalığı

Lepra Hastalığı
268 Görüntülenme

LEPRA (CÜZAM) HASTALIĞI

Lepra (Cüzam) 1874’de Lepra bakterisini bulan Norveçli doktorun ismine ithafen Hansen hastalığı olarak da bilinen, öncelikle deri ve sinirleri tutan kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde milyonlarca kişiyi etkilemektedir.

Hastalık tarihi M.Ö. 600 lü yıllara dayanır yani insanlık tarihi kadar eski bir hastalıktır. Hastalığın ilk ortaya çıktığı bölgenin Asya olduğu; buradan Orta Doğu’ya, Afrika ve Avrupa’ya yayıldığı düşünülmektedir. Geçmişte cüzamlılar adeta lanetlenmiş kimseler olarak kabul edilip, toplumdan dışlanmışlardır. Hastalıktan insanları çirkinleştirdiği ve sakat bıraktığı için çağlar boyu korkulmuş; hastalar yerleşim yerlerinden uzaklara sürülmüştür. Yüzyıllar boyunca tedavisi bilinmeyen bu hastalığın etkin tedavisi ancak 1982 yılından bu yana yapılabilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada hasta sayısı 1-4 milyon arasındadır. Endemik bölgelerde yeni vaka sayıları giderek düşüş göstermektedir. Olguların çoğu Hindistan, Brezilya, Nepal , Myanmar ve Madagaskar’da görülmüştür. Ülkemizde ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre başlangıçta Türkiye’de on binlerle ifade edilen hasta sayısı; 2000 li yılların başında 2500’lü rakamlara inmiştir. 2020’de ise 605 kayıtlı hasta bildirilmiştir.

Lepra tüm dünyada bozuk sosyoekonomik durumla beraberlik gösterir. Son yıllarda yeni tespit edilen hasta sayısında azalma izlenmektedir. Başarılı kontrol programları ile hasta sayıları çok azalmakla birlikte 21. yüzyılda halen varlığını sürdürmektedir. Sosyoekonomik yönden geri kalmış toplumlarda önemli bir toplum sağlığı problemi olarak devam etmektedir. Türkiye’de 1960 lı yıllardan itibaren yapılan taramalar ile ülkemizdeki hasta sayısı tespit edilmiş; mevcut hastalar kayıt altına alınmış ve DSÖ tarafından önerilen modern tedavi protokollerinin ülkemizde de uygulanması sonucunda hasta sayısı önemli ölçüde azalmıştır.

Hastalığa neden olan etken Mycobacterium leprae adlı bir basildir. Bulaşma en sık solunum yoluyla ve lepralı hastaların açık yaralarından deri yoluyla oluşur. Kötü hijyenik koşullar, yetersiz beslenme, iç içe yaşam koşulları hastalığa zemin hazırlar. Kuluçka süresi ortalama 2-4 yıldır. Kuluçka süresinin uzun olması teşhisi güçleştirir. Lepra basili vücuda alındığında hedef sinir hücrelerine yerleşir. Ancak hastalığın gelişip gelişmeyeceğine o kişinin bağışıklık sistemi karar verir. Çoğunlukla basiller yok edilir ve hastalık meydana gelmez.

Hastalığın başlangıcı son derece sinsi ve yavaştır. Basil öncelikle deri, üst solunum yolu mukozası ve sinirleri etkiler. Bunun dışında karaciğer, kemik, göz ve testisler tutulabilir. Doktora başvuru yakınmalarının başında DERİ BELİRTİLERİ yer alır.

HASTALIĞIN KLİNİK SPEKTRUMU

İndetermine Lepra:

En erken dönem olup çocuklarda immünolojik durum belirginleşmemiştir. Yüz, kollar, bacakların dış yüzü ve kalçalar gibi soğuk deri alanlarında bir veya birkaç adet sınırları çok keskin olmayan birkaç santimetre büyüklüğünde açık renkte, bazen hafif kızarık leke şeklindedir. Bu dönemde tanı konduğunda tedavi ile tamamen iyileşir.

Tüberküloid Lepra:

Vücut direnci sağlıklı kişilerde hücresel immün cevap güçlüdür ve basil sadece tuttuğu sinirde çoğalır. Tek veya 1-2 adet sınırları belirgin, ortası normal deri görünümünde , duyu kaybının eşlik ettiği, kılları dökülmüş deri lezyonları şeklinde görülür. Bu lezyonlarda basil yoktur.

Lepromatöz Lepra:

Vücut direnci zayıf kişilerde yaygın, simetrik, sınırları belirsiz lekeler ve deriden kabarık lezyonlar şeklindedir. İlk belirtiler burun tıkanıklığı ve kanlı burun akıntısıdır. Burun kemiği delinince yonca şeklinde burun gelişebilir. Göz tutulduğunda alt göz kapağı kapanmaz. Kaşların uçlarında dökülme gözlenir. Bu dönemde tedavi başlanmazsa basiller hızla yayılır ve sinirleri tutar. Ellerde bacaklarda duyu kayıpları, motor sinirler tutulduğunda ise düşük el ve düşük ayak gibi felç durumları görülebilir. Vücutta yıllar içinde yaygın şekil bozuklukları ve sakatlıklar gelişir. Geç dönemde ise yüz derisinin kalınlaşması ve kıvrımlarının artması sonucu cüzam için oldukça özgün olan ‘’aslan yüzü’’ görünümü ortaya çıkar.


Hastalığın Tanısı Nasıl Konur?

Hastalığa şekil bozuklukları gelişmeden tanı konmalı ve tedavi edilmelidir. Lepra, pekçok dermatolojik ve nörolojik hastalığı taklit eder. Muayene ile şüphelenilen hastada, ailede lepra hikayesi varsa tanı daha kolaydır. Dışarıya basili yayan aktif durumdaki bir hastaya yakın temas halinde olan kişiler mutlaka araştırılmalıdır. Tanıda elle muayene önemlidir. Elle sinir kalınlaşması palpe edilir. Duyu muayenesi ile yüzeyel duyu kaybı araştırılır. Laboratuvar incelemesinde ise deri, burun mukozası, kaşların dış kısmı ve kulak memesinden alınan yaymalarda basil aranır. En değerli tanı yöntemi ise biyopsi ve patolojik incelemedir.

Hastalık Nasıl Tedavi edilir?

Erken tanı ve tedavi ile hiçbir kalıcı sakatlık olmadan hastalığın tedavisi mümkündür. Tedavi giderleri Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz karşılanmaktadır. Sağlık Bakanlığı Hansen Hastalığı Teşhis ve Tedavi Yönetmeliğine göre lepra ülkemizde tanınması gereken ve bildirimi zorunlu bir hastalıktır. DSÖ önerisi ile çok ilaçlı tedavi uygulanmaktadır. DSÖ’nün tedavi şemalarına göre kombine ilaçlar (Dapson, Rifampisin, Klofazimin) ile 6-12 ve 24 ay süren rejimler kullanılmaktadır. Lepranın tüm dünyada kontrol altına alınabilmesi için hastalık belirtilerinin bilinmesi ve hastalığa erken tanı konularak tedavi edilebilmesi gerekmektedir.